Efkan Doğan
ANA SAYFA
AB Gençlik Programları
AB İçin Proje Sunusu
Abla, Ağabey, Kardeş El Ele
Açık Hava Resim Sergisi
Akran Arabuluculuğu
Askıda Kitap Projesi
Ayın Konukları
Başarı Hikayeleri
Bilgi Merdiveni
BİLSEM
Bilgi Paylaşımı Forumu
Bir Sürprizim Var
Bir Varmış Bir Yokmuş
Branş Derslikleri
Camlı Sınıf Kapıları
COMENIUS 1
Danışmanız Biz *2007 Şampiyonu
Derslik Donatma Projesi
Disiplin Takip Formu
Dürüstlük Dolabı ve Beslenme Dostu Okul Projesi
Eğitimde Alternatif Uygulamalar
Eğitim Reformu Girişimi
Eğitimde Ödüllendirme
E.P. Ödüllendirme Yönergesi
Eğitimde Kalite Ödülü
Eğitim Yarışmaları
E-Sergi Uygulaması
Gönüllü Kütüphaneci
Gördüklerim, Duyduklarım
Günün Sorusu
Günün Sözü Uygulaması
Hadi Gali Gel de Beraber
Her İnsan Değerlidir
İyilik Kutusu
Kantinde ‘kantinci’ yok
Kantinde meyve
Kelime Hazinesi Kutusu
Kötü Söz Söylemeyelim
Mavi Kart
Medeniyetler Beşiği
MEGEP
Müzede Eğitim
Ney ve Su Sesi Eşliğinde Ders
Nöbetçi Öğrenci Talimatnamesi
Okul Televizyonu Projesi
Oyun Parkı
Öğrenci Duvar Resimleri
Öğretmen Gelişim Kitaplığı
Öğretmene Karne
Öğretmenlere Tavsiyeler
Öğretmenin İnternet Sitesi
Öğretmen Kürsüsü Projesi
Öğretmen Proje Yarışması
Öğretmenler İlköğretim Okulu
Örnek Sınıflar, Örnek Öğretmenler
Proje Bayramı
Proje Klasörü Projesi
Proje Paylaşımı Projesi
Projeler Koordinasyon Merkezi
Sabah İçtiması
Sanat,Tarih Fen Koridorları
Sınıflararası Kültürel İkram
Sizden Gelenler
Sınıfına Sahip Çık
Sürekli Sergi Salonu
Şiirli Karneler
TABİP
Teşekkür Ziyareti
Toplantı ve Faaliyet Çizelgesi
Törenlerin Kutlama Şekli
Ulusal Ajans
Veli Kitabı
Web Tabanlı Projeler
Yükselen Gençlik
Zil Sesi Yok
Veliyiz Okuldayız
Ziyaretçi Defteri
Gönüllü Ders Liderliği
Kalitesiz Öğretmenin Özellikleri
 

Gönüllü Kütüphaneci

Gönüllü Kütüphaneci

Sabahattin Öztürk
Okuma sevgisinin aşka dönüşmesi 1952-1957 arasına kadar uzanır. Bu sürede 100 ün üzerinde roman ve hikâye okudum. Yerli yabancı yazar ve eserlerini o zaman tanıdım. Derslerimi aksattığı için okumayı azalttım, ama kitap almayı hiç aksatmadım ve hala devam ediyorum.

29 yıllık öğretmenlik hayatım boyunca öğrencilerime niçin okumaları gerektiğini ve hangi eserleri okuyacaklarını anlatmaya çalıştım. Çalıştığım okulların kütüphanelerini zenginleştirmek için kampanyalar düzenledim. 1992 senesinde emekli olunca yalnız okuyacağım derken 3 sene bir vakıfta 5 yıl da evimize bitişik yeşil sahada 350 adet çiçek türü ağaç yetiştirmek için çalıştım ve okuma planımı erteledim. 2004 yılında dizlerim rahatsızlaşınca bütün zamanımı okumaya ayırdım. Sadece kendim okuyor sohbet sırasında meraklı olanlara bölümler aktarıyordum. Gençlerden bazıları kitap okumak istediklerini belirttiler. Fakat onlara verdiğim eserler onlara ağır geldi. Bunun üzerine yeni basılan ve kampanyalı eselere ulaştım. Onları önce kendim okudum ve okumak isteyenlere ulaştırdım. Bir anda okuyucu sayısı 50'ye ulaştı. Onlarla diyalog kurarak istedikleri eserlere ve konulara ulaşmaya çalıştım. 5 yıldır haftanın dört gününü onlara ayırdım.

Her meslekten okuyucum oldu. Çalıştıkları işyerine uğrayıp okudukları eserleri alıyor yenilerini verip deftere kaydediyordum. Bugüne kadar 8 ajanda düzenledim. Hiçbir ücret almadığım için bugün okuyucu sayım 600 ü geçti. Ben sadece gruplara ulaşıyorum ve her grupta 2 ile 10 kişi var. Hangi yazarların hangi eserleri bizde mevcutsa onları liste halinde fotokopi yaptırarak 200 ün üzerinde listeyi okuyuculara ulaştırdım. Bugün eser sayımız bini geçti. Şu anda 300 eseri okuyan ve devam eden okuyucularım var. Çeşitli nedenlerle ayrılan yüz gruba dört bin eser verip geri almışım. Onların seviyelerine uygun eser tavsiye edebilmek için eserlerin 500 ünü okudum. Okuyucu bizim seçmemizi istiyor. Bu da isabetli oluyor.

Beş yıllık tecrübe sonunda tespit edebildiklerim şunlar:

1)Okutmaya roman ve hikayeyle başlatmak günde on sayfa okuyarak ayda iki kitap bitirebileceklerini empoze etmek gerekiyor. Daha sonra günde bir kitap bitirenleri gördüm.

2)Elli eserden sonra araştırma inceleme eserlere geçilmesi ve arada yeni roman ve hikayelerin okunması sağlanmalı.

3)100 temel eser ve kampanyalı eserler okuyucuyu teşvik etmiştir.

4) Eserlerin basımında albenisi, konunun sadeliği, akıcılığı, dizaynı son derece önemli. Yıllar önce basılan eserleri anlamıyor ve okumak istemiyorlar.

5) Rehberlik yapanın eserleri okuması, güvenli olması, art niyetinin olmadığını, hiçbir maddi menfaat beklemediğine okuyucuları inandırması gerekiyor.

6) Aile içinde okuyan varsa çocukların da okuduğunu, bilhassa annelerin çok etkili olduğunu gördüm.

7) Anne ve anneannelerine, anaokulundaki çocuklarına her akşam basit 2 hikaye okuyarak diyaloglarını devam ettirmelerini söyledim. Onların birçoğu bugün benim okuyucum. İlköğretim 4. sınıfta olan bir tanesi 100 ün üzerinde eser okudu.

8) Eser okuma sayıları arttıkça sosyal yönlerinin geliştiğini, insanlara ve olaylara bakışlarının değiştiğini, öğrenci ise derslerine, severek ve anlayarak çalıştıklarına şahit oldum.

9) Nazilli'de okuyan bir öğrencinin vasıtasıyla bir dağ köyüne gönderdiğim 164 eserin 2 sene içinde 8 kişi tarafından okunup iade edilişine hiç kimse inanamadı. Yine bir köy ilköğretim okuluna hediye olarak gönderdiğim 25 adet yüz temel eserden sonra kısa zamanda kitap sayılarını 3500 e çıkardıklarını söylediler. Yine bir dağ köyüne gönderdiğimiz 15 eserin nasıl 500 e ulaştığını öğretmenin ağzından dinledim.

10) 5 yıldır maaşımın yüzde 10 unu bu hizmete ayırıyorum. 72 yaşında olduğum için hayli yoruluyorum. Ama okuyucularımın mutluluklarını gördükçe ben de çok mutlu oluyor her şeyi unutuyorum. Yazarların, yayın evlerinin, kitap satıcılarının ve okuyucularımın kitap destekleri ayrıca takdire değer ve onların her birine ayrı ayrı teşekkür borçluyum. Bu gençleri okutabilmek için herkesin bir şeyler yapabileceğine kesinlikle inanıyorum.


Alıntı: Yazının tamamı için tıklayınız: Emekli işte böyle olmalı! Hayrettin Karaman, www.yenisafak.com.tr


Ekim 2007'den bugüne kadar 754889 ziyaretçi (1673754 klik) burdaydı!