Efkan Doğan
ANA SAYFA
AB Gençlik Programları
AB İçin Proje Sunusu
Abla, Ağabey, Kardeş El Ele
Açık Hava Resim Sergisi
Akran Arabuluculuğu
Askıda Kitap Projesi
Ayın Konukları
Başarı Hikayeleri
Bilgi Merdiveni
BİLSEM
Bilgi Paylaşımı Forumu
Bir Sürprizim Var
Bir Varmış Bir Yokmuş
Branş Derslikleri
Camlı Sınıf Kapıları
COMENIUS 1
Danışmanız Biz *2007 Şampiyonu
Derslik Donatma Projesi
Disiplin Takip Formu
Dürüstlük Dolabı ve Beslenme Dostu Okul Projesi
Eğitimde Alternatif Uygulamalar
Eğitim Reformu Girişimi
Eğitimde Ödüllendirme
E.P. Ödüllendirme Yönergesi
Eğitimde Kalite Ödülü
Eğitim Yarışmaları
E-Sergi Uygulaması
Gönüllü Kütüphaneci
Gördüklerim, Duyduklarım
Günün Sorusu
Günün Sözü Uygulaması
Hadi Gali Gel de Beraber
Her İnsan Değerlidir
İyilik Kutusu
Kantinde ‘kantinci’ yok
Kantinde meyve
Kelime Hazinesi Kutusu
Kötü Söz Söylemeyelim
Mavi Kart
Medeniyetler Beşiği
MEGEP
Müzede Eğitim
Ney ve Su Sesi Eşliğinde Ders
Nöbetçi Öğrenci Talimatnamesi
Okul Televizyonu Projesi
Oyun Parkı
Öğrenci Duvar Resimleri
Öğretmen Gelişim Kitaplığı
Öğretmene Karne
Öğretmenlere Tavsiyeler
Öğretmenin İnternet Sitesi
Öğretmen Kürsüsü Projesi
Öğretmen Proje Yarışması
Öğretmenler İlköğretim Okulu
Örnek Sınıflar, Örnek Öğretmenler
=> Sadık Çetin
=> Mehtap Kılıç
=> Serdar Şen
=> Sığıcık İÖO Çalışmaları
=> Arif Molu mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi
=> Harran’da bir süper kahraman öğretmen
=> Ahmet Naç
Proje Bayramı
Proje Klasörü Projesi
Proje Paylaşımı Projesi
Projeler Koordinasyon Merkezi
Sabah İçtiması
Sanat,Tarih Fen Koridorları
Sınıflararası Kültürel İkram
Sizden Gelenler
Sınıfına Sahip Çık
Sürekli Sergi Salonu
Şiirli Karneler
TABİP
Teşekkür Ziyareti
Toplantı ve Faaliyet Çizelgesi
Törenlerin Kutlama Şekli
Ulusal Ajans
Veli Kitabı
Web Tabanlı Projeler
Yükselen Gençlik
Zil Sesi Yok
Veliyiz Okuldayız
Ziyaretçi Defteri
Gönüllü Ders Liderliği
Kalitesiz Öğretmenin Özellikleri
 

Harran’da bir süper kahraman öğretmen

Harran’da bir süper kahraman öğretmen
 
 
 
    
   Melis ALPHAN
Öğretmenler ve istismar sözcüklerinin havada uçuşarak ruhumuzu kararttığı şu günlerde, gelin sizi kahraman bir öğretmenle tanıştırayım.

24 yaşındaki Emre Uğur, Şanlıurfa’nın Harran ilçesindeki Şehrince Köyü’nde okul öğretmeni. Ana yolun kenarından geçerken ışıklarını göremediğiniz, yurdun okyanusta su damlası kadar köylerinden biri bu. İstanbul’dan bu köye varan Uğur’un meslekte ikinci yılı.

Aslında ‘öğretmen’ onu anlatmaya yetmiyor; o daha ziyade, pamuk tarlalarıyla çevrili bir köy okulunda, geleceğini tarladan başka yerde göremeyen çocuklar için bir hayal mimarı. İmkansızlığın yaratıcılığı mağlup edemeyeceğine inanan bu gencecik adamın öğrencileriyle beraber hayal avcılığı bir gün bir öğrencinin televizyonda Semih Saygıner’i izleyip bilardoyu merak ettiğini söylemesiyle başladı.

Öğrencinin sözleri o gece Uğur’un uykularını kaçırdı. Sabah ilk iş çamur karmaya koyuldu; öğrencileriyle birlikte çamurdan bir bilardo masası yaptılar, kozalakları top diye kullandılar.

Onu, ders sıralarıyla inşa ettikleri voleybol sahası, onu da su şişelerinden yaptıkları halterler izledi. *Uğur ara sınıflarda okuma yazma bilmeyen çok çocuk olduğunu görünce okul çıkışlarında okuma yazma mesaileri başladı. Öğrenme sürecini eğlenceli hale getirmek için defter yerine traş köpüğüne yazdırdı alfabeyi. 15 yaşında pek çok çocuk bir ay içinde okumayı söktü.  “Bu çocuklar Jules Verne'i tanımadan pamuk tarlasında güller yetişmez ki” diye düşünen Uğur, köye kütüphane getirmenin çöle su getirmekle eşdeğer olduğu inancıyla çocuklara kütüphane kurma sözü verdi. Bir ay geceli gündüzlü çalıştı, kitaplar topladı, raflar buldu.

 
Bu kütüphane 3 bin kitapla çevredeki köy okullarının ilk kütüphanesi oldu. Uğur şimdilerde çocuklarla beraber üçüncü bir köy okuluna kütüphane açmak için çalışıyor. Dersleri ezberciliğe dayanmıyor. ‘Bölgemizi tanıyalım’ konusu işleniyorsa misal, kapıyor Harran’ı hiç görmemiş Harranlı öğrencilerini, ilçede tarihi bir kalıntı olan dünyanın ilk üniversitesinde işliyorlar dersi. Ya da mesela, “Dişlerinizi fırçalamalısınız” deyip geçmiyor, tüm öğrencilere diş fırçası ve macun temin ediyor; her sabah birlikte fırçalıyorlar dişlerini.  *Uğur öğrencilerine hedeflere ulaşmanın imkansız olmadığını göstermek için sınıfta onlara defalarca Aziz Sancar’ın Nobel konuşmasını izletiyor. Hedef belirlemeleri için her hafta derslerinde farklı bir mesleği tanıtıyor.

Bazen bir doktor kıyafetiyle giriyor derse; bazen bir mühendis baretiyle ve her detayıyla inceliyorlar o mesleği.  Bir öğrenci süt içmeyi sevmediğini söylediğinde geçiştirmiyor; süt kutusunun üzerine fil resmi yapıştırıyor, pipeti de filin hortumu yapıyor. 

Bir öğrenci derste uyuyakalırsa onu azarlayarak uyandırmak yerine ceketiyle üzerini örtüyor. “Çocuğun uykusunu bölerek engelleyemeyiz ki sorunu, temeline inmeliyiz her sorunun” diyor. Yeri geliyor çorap giydiren el oluyor öğrencilere, yeri geliyor sırtı merdiven oluyor onlara. “Ne kadar öğretmen isem o kadar abi, o kadar baba olmam gerekiyor. Çünkü yeni nesli yetiştirmek kolay zanaat olamaz” diyor. “Eminim, çocukların hedefleri bir fidan olmuş yeşeriyor zihinlerinde ve ben onlara can suyu olmaktan mutluluk duyuyorum” diyor.

Asla bağırmıyor çocuklara. Zira ona göre, zambakları yetiştiren gök gürültüsü değil, yağmur. Öğrencilerin edindiği her bilgi bir yağmur damlası ve onlar suyun hayat verişine halen doyamadılar. Gel zaman git zaman, birçok yarışmada il ve ilçe birincilikleri edindiler. Okulda bilim fuarları düzenlediler. Yeri geldi bir yanardağdan fışkıran lavlarda yürüdüler bilime; yeri geldi sürtünme kuvvetiyle çalışan bir arabanın tekeriyle.


*Velhasılıkelam…Umutlarımız zaman zaman azalsa da…Umutsuz olmamalı.Bir yerlerde aydınlık geleceğin tohumları atılıyor. 
Melis ALPHAN
 Kaynak.öğretmendiyari.com

Ekim 2007'den bugüne kadar 754889 ziyaretçi (1673783 klik) burdaydı!